istanbul modern etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul modern etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2010 Pazartesi

Ani Çelik Arevyan - Göründüğü Gibi Değil

29 Eylül 2010 – 9 Ocak 2011

İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi, Ani Çelik Arevyan’ın gündelik nesnelerden yola çıkarak yeni bir anlatım dili oluşturduğu ‘Göründüğü Gibi Değil’ başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Gerçekliğin bilinmezliğine gönderme yapan Ani Çelik Arevyan’ın 29 Eylül 2010 tarihinde açılan ve 9 Ocak 2011 tarihine dek sürecek olan sergisinin küratörü Engin Özendes.

Sergi, doğa ve objelerin yalın detayları ya da birlikteliklerinden oluşan bir yorumlar zincirinin görsellerini içeriyor. Sanatçı, fotoğraflarıyla insan, doğa ve hayattan oluşan bütünün, ancak kendini gösterdiği ve bizim gördüğümüz, anladığımız, algıladığımız kadar olduğunu vurguluyor. Gerçeği aramayı ve yargılamayı değil, yorumuyla farkındalığı sağlamayı amaçlıyor.

Arevyan, insan, hayat ve doğadan oluşan “bütünün içinde yer alırken”, kişinin kendini düşünmesini istediğini belirtiyor: “Bazen sevinçlerimizi, bazen üzüntülerimizi yani duygularımızı da ‘örtmek’ zorunda kalabiliriz. Tıpkı örtünmek gibi. Aslında işte tam da burada gördüğümüz, başkaları tarafından bize gösterilen ve bizim algıladığımız şekil/durum/hal göründüğü gibi olmayabilir.”

Ani Çelik Arevyan, birbirinden tamamen farklı ortamlarda ve ışıkta çekilmiş, gündelik hayatın yaşamsal, sıradan nesnelerinden oluşan fotoğraflarında, “Baktıklarımız, gördüklerimiz ve yaşadıklarımızın, yakından da bakılsa, uzaktan da bakılsa göründüğü gibi olmadığını” gösteriyor.

Serginin küratörü Engin Özendes, günümüzde çağdaş sanatçıların yaratılarının günlük yaşamdan, sosyal ve politik durumlardan beslendiğini, sunmak istediklerini zaman zaman sıradan nesneleri kullanarak da ortaya koyduklarını belirterek, “Ani Çelik Arevyan’ın fotoğraflarında, gündelik hayatta kullanılan yaşamsal nesneler yer almaktadır. Arevyan’ın bu soyut ve minimalist sergisinin fotoğraflarında hem bir karmaşa hem de bir sadelik var. Aslında her şey tanıdık gibi görünse de, farklı bir yorumla, farklı bir anlatım oluşturulmuş. Arevyan’ın yapıtları, doğa ve objelerin birliktelikleriyle yaratılmış bir yorumlar zincirinin görsellerinden oluşmaktadır. Her izleyici kendince yorumlayabilir” diyor.

Görüneni anlayabilmek, insanın kendi içinde
İmajların birbirini tamamlayarak bir araya gelip yeniden bir bütünü oluşturduğunu belirten Ani Çelik Arevyan, “Bütün içinde yer alırken, görünmeyenin karşıtlığının ya da paralelliğinin dışa yansımalarının bir sonucu olarak, belki de gördüklerimizin, gösterdiklerimizin göründüğü gibi değil. Görüneni anlayabilmek, bütün karmaşıklığı ve sadeliğiyle insanın kendi içinde” diyor.

Sergideki fotoğraflarda da bu karmaşa ve sadeliğin olduğuna değinen Arevyan, “Bir yandan karışık, bir yandan da yalın ve sade ve net görüntüler. Anlatımı oluştururken kullandığım nesnelerin formları, birbirinin benzeri gibi görünseler de aynı değildir, insanlar gibi. Tekrar gibi görünseler de tekrarı değildir, yaşam gibi. Ancak bir sürekliliği ifade ederler; tıpkı yaşam gibi, tıpkı insanlar gibi” görüşünü dile getiriyor.

Herkesin kendi bakış açısı, doğrusu, haklılığı, gerçeği olduğu için, kimine ters gelen bir durum ötekine anlamlı ve gerçek olabiliyor. Sanatçı, görünmeyenin karşıtlığı ya da paralelliğini, fotoğraflarında ters/düz, uyum/uyumsuzlukla ve devinimle yansıtıyor.

“Beni çevreleyen düşünceleri, oluşturduğum izlenimleri yeniden tasarlayarak, yorumlayarak görünür hale getiriyorum” diyen Ani Çelik Arevyan’ın 20 yıl boyunca giydiği, yaşattığı giysileri, içlerinde insan olmadığı halde, hem insanı çağrıştırıyor hem de bir silueti. Sergide yer alan 187 giysi, “olduğu gibi değil”; birer soyut görüntüye dönüşüyor, bir binaya, şehir görüntüsüne, gök taşına ya da ruhu olan bir bedene benziyor.

Parçaları bir araya getirerek daha büyük bir bütün meydana getirdiğini söylüyor Arevyan: “Bu da hayatı anlatıyor bir anlamda. Aslında yaşamak da öyle değil mi? Detayları bir araya getirerek daha büyük bir resim, bir “bütün” oluşturmuyor muyuz hayatımız boyunca...”

Sabun köpükleri serginin son cümlesi
Fotoğraflarında farklı bir yorum, farklı bir bakış açısı olduğunu vurguluyor: “Aslında her şey tanıdık! Ama yorumu farklı yani doğa bildiğimiz durumuyla, ağaçlar çingene pembesi dikdörtgen dallı veya bulutlar köşeli değil. Ben gördüklerimizi farklı gördüm.”

“Sabun köpükleri” de sergideki fotoğrafların son cümlesi sayılır. “Köpükler gibi, renkler, şekiller ve ışık da sanki sürekli değişmekte. Hafiflikleri ve ağırlıkları, bir anda varken aniden yok olmakta. Tam da göründüğü gibi değil... Tıpkı yaşam gibi, tıpkı gördüklerimiz gibi...”

4 Kasım 2010 Perşembe

Kutluğ Ataman- İçimdeki Düşman





10 Kasım 2010 - 6 Mart 2011

İstanbul Modern, çağdaş sanatın uluslararası alandaki en önemli isimlerinden Kutluğ Ataman’ın en kapsamlı sergisini açıyor. İçimdeki Düşman başlıklı sergi sanatçının video enstalasyonlarını bir araya getiriyor.

Kutluğ Ataman, çağdaş sanat alanındaki ilk büyük çıkışını 1997 yılında katıldığı Uluslararası İstanbul Bienali ile yaptı. Sanatçı bundan sonra kariyerini uluslararası alanda gösterdiği başarılar ve dünyanın sayılı müze ve bienallerinde düzenlediği sergilerle geliştirdi. Aldığı büyük ödüller, hakkında çıkan kitaplar, çalışmalarındaki sosyal ve politik duyarlılık Türkiye sanat ortamında da kendisine haklı bir ün ve tanınırlık kazandırdı. Buna karşılık Ataman Türkiye’de çok az sayıda çalışmasını sergileyebildi. İstanbul Modern’de gerçekleştirilecek olan sergi, İstanbul doğumlu sanatçının neredeyse 13 yıllık uluslararası kariyerinin ardından eve dönüşünü kutlayan bir orta kariyer sergisi olarak hazırlanıyor. Sergi, Kutluğ Ataman’ın daha önce Avrupa’da gösterilmemiş bir projesinin de aralarında bulunduğu 11 çalışmasına yer veriyor.

İçimdeki Düşman’da sanatçının 11 tane önemli çalışması yer alacak: Peruk Takan Kadınlar (1999), Ruhuma Asla (2001), Bu Bir Fasit Daire (2002), 99 İsim (2002), Veronica Read’in 4 Mevsimi (2002), Stefan’ın Odası (2004), Tanıklık (2006), Cennet (2006), Türk Lokumu (2007) ve fff  (2006-9). Bunlardan başka, Thomas Dane Gallery ve 29. Sao Paulo Bienali 2010 tarafından desteklenen Dilenciler (2010) adlı yeni ve önemli bir çalışma Avrupa’da ilk kez izleyicilere sunulacak.

Serginin küratörlüğünü İstanbul Modern Şef Küratörü Levent Çalıkoğlu yapıyor.

Kutluğ Ataman’ın Sanatı Hakkında:

Kutluğ Ataman, video ve film çalışmalarında marjinal bireylerin yaşamlarını konu edinir. Filmlerine merkez aldığı kişiler saplantılarını, mikro ve makro iktidar ile kurdukları ilişkileri, bilinçaltı sorunlarını ya da cinselliklerini açık sözlülükle dile getirir, ifşa ederler. Ataman çalışmalarında bu bireyleri tercih etme nedenini şöyle açıklar: “Benim yaptığım, bu insanları gösterip işi şova dönüştürmek değil. Beni o kişiyle çalışmaya iten tek neden, onda kendimi görmem oluyor.”

Sanatçı çoğunlukla dokümanter film izlenimi sunan çalışmalarında gerçek ile kurgu arasında gidip gelen bir anlatımı tercih eder. Bireylerin, anlattıkları hikâyeler ile kimliklerini nasıl dışavurduklarını, buna karşılık her anlatımda kimliklerini nasıl yıkıp yeniden inşa ettiklerini sorunsallaştırır.

Ataman, bireyi merkeze koyan çalışmalarıyla kimlik politikalarının genelleyici yapısına bir alternatif sunarken, tarih yazımı, toplumsal/kişisel kimlik, bellek, çoğulluk, mit, oyun ve iktidar gibi çağdaş sanatın merkezindeki önemli konuları birbirine bağlar.

Çalışmalarının merkezinde yer alan kişilerin ifadeleri akademik, kurumsallaştırılmış ve değişmez bir tarihin temsili üzerinden değil de, kişisel mitler ve maskeleme, perdeleme gibi esnek eylemler ile ortaya çıkar. Bu bireyler, kendi hikâyelerini sözlü olarak aktarırken dilin dışavurum kolaylığını ve inandırıcılığını görünür kılarlar. Sanatçı video çalışmalarını sadece görsel bir aktarım olarak değil, enstalasyon-heykel formuna dönüşen bir ekran düzeni ile biçimlendirir.

Kutluğ Ataman kimdir?

1961, İstanbul doğumlu olan sanatçı, Londra, İslamabat ve İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor.

Galatasaray Lisesi’nden mezun olduktan sonra, Mimar Sinan Üniversitesi sinema televizyon bölümü ve Sorbonne Üniversitesi sinema bölümünde eğitim gördü. Los Angeles Santa Monica College’dan sanat ve sosyal bilimler ön lisans diploması aldı.

Lisans diplomasını, Los Angeles’taki California Üniversitesi’nden (UCLA) aldı ve daha sonra güzel sanatlar yüksek lisans eğitimine yine California Üniversitesi’nde devam etti.

Kutluğ Ataman kariyeri boyunca, Documenta (2002), Berlin (2001), São Paulo (2002), İstanbul (1997, 2003, 2007), Venedik (1999) bienalleri ve Tate Trienali’nin (2003) aralarında olduğu birçok uluslararası sergide yer aldı. Ayrıca National Museum of 21st Century Arts, Roma (2010); Whitechapel Gallery, Londra (2010); 2009 Kültür Başkenti, Linz (2009); Thomas Dane Gallery, Londra (2009); Ludwig Museum, Köln (2009); Lentos Museum, Avusturya (2009); Vancouver Art Gallery, Kanada (2008); The Orange County Museum of Art, California (2007); MuHKA, Belçika (2006); Artangel, Londra (2005); Museum of Contemporary Art, Sydney (2005); Serpentine Gallery, Londra (2002); Copenhagen Contemporary Art Centre, Danimarka (2002) gibi önemli galeri ve müzelerde de kişisel sergiler açmıştır. Sanatçının çalışmaları MoMA, New York; Thyssen-Bornemisza Art Contemporary, Viyana; Dimitris Daskalopoulos Koleksiyonu, Atina ve Carnegie Museum, Pittsburgh başta olmak üzere birçok önemli koleksiyonda yer almaktadır. Sinema alanında ise ulusal ve uluslararası arenada filmleri gösterilen Kutluğ Ataman, Londra ve Moskova film festivallerinde yarışmıştır. 2009 yılında Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin jüri başkanlığını üstlenmiştir.